Tiyatro Onur’suz olmaz!

0
703

Bugün Röportaj köşemizde Tiyatro aşığı olan, oyunculuğu ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran değerli bir isimle birlikteyiz. Kendisini Bazen bir dizide bazen bir sinema perdesinde görüyoruz ama o aşık olduğu tiyatro sahnesinden hiç vazgeçmiyor.  O tiyatro sahnelerini çok seviyor uzun bir süredir de bu aşkını icra ediyor. Kimden bahsediyoruz biliyor musunuz? O kişiliği ve oyunculuğu ile binlerce insana örnek olan Onur Yenidünya. Kendisi ile oyunculuk sektörünü konuştuk. Buyurun sohbetimize…

Fotoğraf: İlker Ergin

1- Onur Yenidünya kimdir?

Bursa doğumluyum yirmili yaşların başında risk alarak ailemden ayrılıp İzmir’e taşındım. Beş yıl kadar orada yaşadım, gözlem yaptım, tecrübeler kazandım, üniversite eğitimimi yarım bırakarak istediğim şeyi yaptım. İstanbul’a, çocukluk yıllarımda tanıştığım ve aşık olduğum sahne sanatlarına tekrar kavuştum.

2- Bugüne kadar hangi projelerde yer aldınız?

Bugüne kadar tiyatro ve televizyon alanında birçok projede yer aldım. Bunlardan en bilindikleri Tiyatroda Sadri Alışık&Çolpan İlhan Tiyatrosu’nda Ken Kesey’in romanından uyarlanan “Guguk Kuşu” (Kafesten Bir Kuş Uçtu) oyununda Ruckly rolüyle baya dikkat çekmiştim. Özellikle izleyenler “İsa“ olarak hatırlayacaklardır. Mükemmel bir yapım ve Şakir Gürzümar’ın muhteşem bir rejisiydi. Bana çok şey kattı.

Televizyon olarak da izleyenler Gülse Birsel’in yazdığı Gönül Ülkü, Altan Erkekli, Rutkay Aziz, Olgun Şimşek, Füsun Demirel, Beyazıt Öztürk, Hasibe Eren, Öner Erkan, İrem Sak, Okan Çabalar, Sarp Apak gibi usta ve duayen isimlerin yer aldığı “Yalan Dünya“ dizisinde dört sezon yer aldığım Barmen Ali’si olarak hatırlar. Bilenler “Huzur Sokağı“ ve öncesi “Mazi Kalbimde Yaradır“ gibi dizilerden bilirler fakat dört senedir televizyondan uzak daha çok tiyatro sahneleriyle meşgulüm. Bu dört senede beni tiyatrodan vazgeçirebilecek bir televizyon projesi gelmedi. Gelen işler yaptığım şeyden vazgeçirebilecek nitelikte değildi. Önem vereceğim işler için ben aranmadım

Fotoğraf: İlker Ergin – Kürk Tasarım : İlkem Ekiz

3- Sanatçı ideolojisini sanatın önüne koymalı mı?

Şahsi düşüncem ve fikrimdir, kimseyi yermek ya da övmek için söylemiyorum… Biz sanatçılar da insanız ve elbette bir ideolojimiz siyasi düşüncemiz vardır. Sanatçı ideolojisini sanatın önüne koyarsa bir süre sonra dönek olabilir. İdeolojisinin arkasında sağlam durursa aç kalabilir. Aç kalıp tahammül sınırlarını zorlayacak erdemdeyse başka sahalara uzanıp mutsuz olabilir. O yüzden bana göre sanatçı sanatıyla anılmalı. Kimse ”Aferin ne komünist adam” ya da ”Bravo ne Kemalist, ne sosyalist ne güzel Muhafazakar bir adam” diye anıyor ve sanatından bahsetmiyorsa yaptığı işi doğru yapmıyordur. Bir sanatçı şiirle konuşur, resimle, kemanla, tiyatro sahnesinde vesaire vesaire… Boş konuşan “sa” olmuştur belki ama “natçı” kısmına koca bir yürek var. Bizim insanları ötekileştirmek gibi bir hakkımız yok hele sanatçının hiç yok. Ötekileştirdiğimiz kimselerin kazanımını, bilgilendirmesini, ruhuna, gözüne, kulağına, kalbine hitabı kim yapacak? Sanatçı sanatını öyle icra etmeli ki; sahneden indiğinde, izleyici performansını konuşmalı ve sanatçının sanatı ile ilgili yorumlarda bulunmalı.

4- Sette unutamadığınız bir anıyı bizimle paylaşır mısınız?

Sette her gün anılarla geçer ama hep aklıma gelen bir anım var o da ustalardan sevdiğim bir Ağabeyim senaryoya itiraz ediyor: “Ben oynamam bu nasıl senaryo…” İsyan üstüne isyan. Yönetmen sakinleştirmeye çalışıyor yok, yapımcı araya giriyor yok. Bir odaya kapanıyorlar. Kimse üstesinden gelemeyince En son senarist ablaya telefon açılıyor ve sevgili meslektaşım yüzü gözü pudralanmış dansöz kıyafeti ayağında sivri topuk ayakkabılarla tak tuk tak tuk sette yerini alıyor:)

5- Bu ismi bizimle paylaşır mısınız?

Özelde olan bir durum olduğu için kamera arkası mahrem niteliktedir ve bu soruyu özür dileyerek cevapsız bırakmak durumdayım.

Fotoğraf: İlker Ergin – Kürk Tasarım : İlkem Ekiz

6- Beğendiğiniz oyuncular?

Ülkemizde role göre oyuncu kavramı var. Nadiren bazı oyuncular her rolde oynayabiliyor ve oyuncunun ve yapılan işin kalitesi böyle ortaya çıkıyor. Oyuncuları bir işe göre değerlendirirsek birçoğunu alkışlamak gerekir fakat bir bakıyorsunuz ortadan kaybolup gidiyorlar. Çünkü her işte aynı karakter olmuyor bayıyor. Değişkenlik gösteren her oyuncu benim için takdir edilmesi gereken oyuncudur.

7- Hangi dizileri izlersiniz?

Birkaç bölüm her diziyi izlemeye gayret ediyorum; kimisi beni tutuyor kimisi zaten kendini imha ediyor. Daha çok okuyup yazmayı tercih ediyorum fakat iş görüşmesinde belli aşamalara geldiğim devam eden bir diziyse izlemeye, fikir sahibi olmaya ve görüşmeyi ona göre yönlendirmeye gayret ediyorum.

Hikayenin ne olacağı belli olmayan ve bütçe konusunda cömert davranılan diziler tahammül edilebilir. Benim izleme tarzım daha ütopik hikayeler o sebeple ağırlıklı olarak yabancı diziler ve yeni hayatımıza giren internet dizileri.

Aslında daha çok okuyup, tiyatro alanında oyunlar yazdığımdan dolayı sürekli takip ettiğim bir dizi yok.

Fotoğraf: İlker Ergin

8- En son okuduğunuz kitap nedir?

Gecikmeli olarak başladığım Lucien Febvre’nin yazdığı ‘’Uygarlık ve Kapitalizm‘’ isimli eserini okuyorum.

9- Yaklaşık bir ay önce yayımlanan ‘’Grand Turco’’ adlı kitabınız var. Nereden esti, nasıl bir araştırma süreci geçti?

Aslında ben sürekli yazan bir insanım, ne olursa… Üç sezondur kendi yazdığım oyunları sahneliyoruz. Çıkan kitap bir oyun kitabı Fatih Sultan Mehmet dönemini anlatan ama klişeleştirilen fetihten ziyade daha bilinmedik tarafları, tarihin tozlu raflarında gizli kalmış bazı bilgiler, önemli reformlar ve Sultan’a suikast girişimlerini anlatan iki perde tiyatro oyunu. Ben bu eseri altı bin sayfa civarı doküman araştırarak yazdım ve insanlarla paylaşmak istedim o yüzden kitap olarak çıkardık. Olur ya belki aradan yıllar geçer ve Devlet Tiyatroları en salt haliyle bir Fatih oyunu yapmak ister o zaman ellerinde yoğun emek ve zaman harcanarak hazırlanmış alternatif bir metin bulunsun.

10- Yeni bir proje hazırlığı var mı?

Zaten devam etmekte olan uyuşturucuyla mücadele anlamında bu ülke sanatçısı olarak taşın altına elimizi koyduğumuz bir sosyal sorumluluk projemiz var. Bunun yanında yazım süreci biten muhteşem bir eser daha var ki; “Ey Oğul” diye sahneden önce siyasilerimize sonra yediden yetmişe hepimize seslenen bir ses olacak. Ve bir oyun daha yetiştirirsek o da kış aylarında sahnelenecek ki bu dünya üzerinde şu an nefes alan herkese bir çığlık niteliğinde çok ses getirecek bir drama. Bu iki oyun da beni çok heyecanlandırıyor.

Metni hazır olan oyunumuz için oyuncu görüşmelerine devam ediyor, sürpriz bir isim olabilir.

11- Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Magazin haberleri sitesi olarak gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür eder, hitinizin bol olmasını dilerim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here