Cem mi, Ata mı? ‘Tipi bile baştan aşağı iştah’

◊ İmkânınız olsa hangi şefle sohbet etmek isterdiniz: Şef Auguste Escoffier mi Marie-Antoine Careme mi? – Tabii ki Escoffier Usta ile. Onun engin …

By

İmkânınız olsa hangi şefle sohbet etmek isterdiniz: Şef Auguste Escoffier mi Marie-Antoine Careme mi?

– Tabii ki Escoffier Usta ile. Onun engin yemek deneyimlerini dinlemeyi kim istemez?

Birinden vazgeçmek zorunda kalsaydınız… Kırmızı et mi, deniz mahsulleri mi?

Deniz mahsulleri. Beslenme uzmanlarının balık yiyin diye verdiği tavsiyelere bakmayın siz. Denizde ne ararsan var. Cıvası, ağır madeni, plastiği, çeri çöpü… Ateş ve üstünde kırmızı et her zaman favorim.

Yemeyi sevdiğiniz kadar pişirmeye de var mısınız: Kime yemek pişirmek isterdiniz Brigitte Bardot mu Marilyn Monroe mu?

– İkisine de istemem. Yakından tanımıyorum ama yemek yeme keyiflerinin olacağını sanmıyorum. Brigitte hastalık derecesinde bir hayvan dostu. Et yemediğini biliyorum. Marilyn de 24 saat kafası bulanık olduğu için yemekle arasının pek iyi olmadığını sanıyorum. En iyisi birisi sağıma, birisi soluma otursun, ben onları seyrederek yemeğimi yiyeyim…

Sofrada hangisine tahammül daha zordur: Obura mı gevezeyi mi?

– İkisine de tahammül edemem. Obur, insanı yemekten soğutur. Gevezeyse insanın yemek keyfini engeller. Ben yemekte az konuşan, yediği üstüne bir iki yorum yapabilen, yemeğe değer veren birileriyle aynı sofraya oturmaktan zevk alırım.

Mantı mı iskender mi?

– Bir hamur sever olarak mantı tabii ki. Ama iskendere de hayır demem imkânsız. Hele tabağın dibinde, salçanın yağıyla ıslanmış pidelere hangi babayiğit hayır diyebilir ki! İkisini de önüme koy aradan çekil!

Sofrada hangisiyle daha lezzetli tartışılır? Kafka mı Dostoyevski mi?

– Sanırım Kafka ile. Milena’yı konuşup hüzünlenirdik.

Hangi üçlü sizinki: Rakı-balık-Ayvalık mı kebap-şalgam-Adana mı?

– Tercihim rakı-balık-Ayvalık’tan yana.

Ketçap mı mayonez mi?

– Acılı ketçap.

Kuzu mu oğlak mı?

– Yağlı kuzu bir adım önde.

Balıklardan: Lüfer mi kalkan mı?

– Boğaz’ın lüferi her zaman kazanır.

İstanbul’un… Anadolu yakası mı Avrupa yakası mı?

– Boğaz çocuğu olmama rağmen Anadolu yakasını daha çok seviyorum. Bu yakanın insanları daha az vahşi.

Peki, Bodrum mu Çeşme mi?

– İkisi de sizin olsun. İpini koparan soluğu orada alıyor. Amaç tatil değil. Kimi av peşinde kimi şöhret. Omuz omuza tatil hiç bana göre değil.

Gün doğumu mu gün batımı mı?

– Gün batımında ufkun rengârenk olmasını seyretmeye doyamıyorum.

Deniz mi havuz mu?

– Serin ve derin bir deniz…

Tekne mi karavan mı?

– Her zaman karavan. Bütün Alaska’yı karavanla gezdim, tadına doyamadım.

Deniz-kum-güneş mi, orman- ağaç-temiz hava mı?

– Kumlu plajda güneş altından kızarıp denize girmeyi hiç sevmem. Orman ve ağaç ilk tercihim.

Ayaklarınıza kara sular inmiş, hangisi daha çok haz verir: İyi bir roman mı, iyi bir film mi?

– Her ikisi de olur. Ama bende roman daha ağır basıyor. Güzel bir roman ayaklarımdaki sızıyı daha çabuk unutturur.

Kedi mi köpek mi?

– Her ikisi de… Evde bana eşlik eden üç kedim, bir de köpeğim var. Yalnızlığımı onlarla paylaşıyorum. Onlarla sık sık konuşuyorum. Bence beni anlıyorlar.

Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-sosyal medya-YouTube mu pijama-terlik-TV mi?

– Evdeki halim bu kurallara hiç uymuyor. Benim formülüm: Eşofman-kitap-film.

HAYAT BİLGİSİ….

◊ Hatır için çiğ tavuk… Yenir mi, yenmez mi?
– Ben yerim arkadaş. Çiğ tavuğun tadı damaktan nasıl olsa gider. Ama hatırını kırdığım dostumu sonra kolay kolay bulamam.

◊ Hangisini tercih edersiniz: Tek başınıza ağlamak mı, birinin omuzunda ağlamak mı?

– Tek başına ağlamak insanın içini ferahlatmaz. Mutlaka bir omuz gerekir gözyaşları için. Hem hıçkırıp hem içinizi dökeceksiniz ki bir işe yarasın. Ama ağlarken her omuza baş konmaz. O omuzun sahibinin gerçek dostunuz olması gerek. Omuza dökülen dert gözyaşı, insanı kopmamak üzere birbirine yapıştırır.

◊ Hayatınızda kimin sözleri daha çok aklınızda: Anneniz mi babanız mı?

– Annem hayata pek karışmamış bir ev kadınıydı. Ama babamın esaslı nasihatleri hâlâ kulaklarımdadır.

◊ Uçakta/otobüste habire omuzunuzda uyuyan bir teyze var… İnce ince ittirir misiniz, hostesten yardım mı istersiniz?

– Teyzem varsın uyusun, ne zararı var… Hostesle iki lafın belini kırmayı tercih ederim.

◊ Anın keyfini çıkarmak mı, yarını düşünmek mi?

– Anı yaşamak tabii. Yarının garantisi yok.

◊ Zaman makinesi icat ettiniz, nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?

– Geçmişi yaşadım. Benim için pek cazip değil. Zaman makinesinin gazına geleceğe doğru basardım. O kadar çok merak ettiğim şey var ki… Uçan taksiler, uzaydan gelecek yabancılar, kanserin sonu, yapay zekânın varacağı noktalar, yiyeceklerin gelecekteki hali, kadın-erkek ilişkileri, Fenerbahçe Avrupa şampiyonu olacak mı, Fatih Terim’siz Galatasaray, ramazan pidesinin geleceği, Türklerin Ay’daki, Mars’taki hali… Hepsinin yanıtını çok merak ediyorum.

Tarık Akan iyi arkadaşımdı

“Tabağı sıyıran gurme mi olur” diye sizi talk show’larına da konu etmişti, komedyenlerden Cem Yılmaz mı, Ata Demirer mi?

– Cem’i şöyle iştahla yemek yerken hiç görmedim. Ama Ata’nın tipi bile baştan aşağı iştah!

Onu görünce aklıma ilk gelen şey yemek oluyor. Cem de ağzının tadını biliyordur ama onun derdi yemekle değil.

Yeşilçam’dan: Türkan Şoray mı Filiz Akın mı?

– Bilemedim ya… İbre Türkan Hanım’a kayıyor galiba.

Tarık Akan mı Kadir İnanır mı?

– Delikanlı Kadir ağabeyi de dışarıda bırakmak olmaz ama rahmetli Tarık çok iyi arkadaşımdı. Gönlüm hep ondan yana.

Eski bir hatıranın yâdına hangisi daha güzel eşlik eder? Sezen mi, Ajda mı?

– Ben Ajda’yı alayım. Biz yaşlandık o hâlâ dipdiri. Onu görünce ve dinleyince geçmişimi hatırlıyorum. Ne görüntüsü ne sesi değişti. Sezen’i de pek sever, şarkılarıyla geçmiş yolculuklara çıkarım ama Ajda’nın yeri hep ayrı…

ÖZEL MESELELER…

Ben terk etmişsem koyver gitsin!

Yılın hangi dönemi daha romantik: İlkbahar-yaz mı sonbahar-kış mı?

– Sonbahar çocuğu olduğum için sonbaharda daha romantik olurum. Rengarenk doğaya bakarak şiirler yazmak geliyor içimden ama beceremiyorum bir türlü.

Obez olmak mı çiroz olmak mı daha berbat?

– İkisi de bana göre değil. En iyisi ikisinin ortasında, balık etinde olmak.

Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

– Zengin ve çirkin doğmak daha avantajlı. Ama yüreği güzel olarak. Para her şeye kadirdir. Kestirirsiniz, şişirtirsiniz, görüntüyü bir şekilde yoluna sokarsınız. Senin o dediğin fakir ve güzel olmak hikâyesi sadece filmlerde olur.

Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı her aşkınızın kötü bitmesi mi?

– Kimseye âşık olmamak sağlıksız bir hal bence. Kötü biten aşklarda bile güzel anların kırıntısı vardır. Kötü biten bir aşkın verdiği hüzün bile insana yaşadığını fark ettirir. Aşkın kötüsü de iyisi de makbulüm.

Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?

– O beni terk etmişse koyu bir nefret. Eğer ben terk etmişsem koyver gitsin!

 

 

Bunu da sevebilirsiniz.