Kırmızı Oda dizisi sosyal medyayı salladı

By

Kırmızı Oda dizisi daha ilk bölümüyle sosyal medyayı ele geçirdi, bizi ekran başında koltuğumuza yapıştırdı. Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitabı Madalyonun İçi: Bir Psikiyatrin Not Defteri’nden uyarlanan dizi, kadına şiddeti ele alan ilk bölümüyle yüreğimizi sızlattı. Merak etmeyin, açıp izleme hevesinizi kırmadan şöyle bir göz atacağız. Binnur Kaya’nın başrolünde yer aldığı dizi, ünlü terapist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitabı ‘Madalyonun İçi: Bir Psikiyatrin Not Defterinden’ kitabından esinleniyor. Tıpkı İstanbullu Gelin ve Doğduğun Ev Kaderindir dizilerine hayat veren kitapları gibi, Gülseren Hanım’ın bu kitabı da ilgi görecek diye umuyoruz. Dizide Binnur Kaya’ya diğer doktorları canlandıran Tülin Özen, Meriç Aral, Burak Sevinç ve oğlu Murat’ı canlandıran Halit Özgür Sarı eşlik ediyor. Yönetmen Cem Karcı, senarist Banu Kiremitçi Bozkurt. Daha önce Gülseren Hanım’ın o ‘Kırmızı Oda’sını görmüştük İstanbullu Gelin dizisinde. Olayları çözümlemesine, en derin duygulara ve korkulara ulaşmasına, insanların yaralarını sarmasına hayran olmuştuk. İstanbullu Gelin’de de Adem karakterini izlemiştik Madalyon’da. Ama terapistin ismi Gülseren değildi. MasterChef Türkiye’nin yayınlanacağı saatte yeni bölüme bir ara verip, diziyi yayınlamaya başladılar. MasterChef izleyeceğini sananları bir sürpriz bekledi yani:) Peki değdi mi? Eveeeet, ilk bölüm çok keskin başladı. Hemen doktor hanımla ve onun danışanlarıyla tanıştık. Her bölüm yeni insanlar hayatımıza girecek belli ki, bazı danışanların konusu ise çözülene kadar devam edecek. Açılışı çok sert bir şekilde yaptık. Kızının intihar etmek üzereyken yakaladığı, mevlüt hocası bir kadınla tanıştık. Evrim Alasya müthiş performansıyla herkesi büyüledi. Onu bu noktaya taşıyan travmaları dinlemek, onun adım adım çözülmesini izlemek kalbimizi yaktı geçti. O acı dolu hikayenin ne olduğunu anlatmayacağız, lütfen izleyin. Sadece şunu bilin ki, en derin yaralar bile konuşuldukça iyileşebilir. Hayattan vazgeçmek bu kadar kolay olmamalı. Şems-i Tebrîzî’nin o sözünü söylediğinde çok haklıydı Doktor Hanım, bu hikayenin gidişatını ve nasıl bir iyileşme süreci olacağını çok merak ediyoruz. Bir bölüme bir hikaye olur mu? Daha bekleme odasında birçok hasta var! Mehmet ve Nesrin uzun yıllar önce tanışmış, birbirlerini çok severek evlenmişler. İlişki terapisi için geldiklerinde onların da hikayeleriyle tanışmış oluyoruz. Salih Bademci ve Hande Doğandemir harika performans gösteriyor. Mehmet çok agresif, çok öfkeli bir adam. Paranoid Şizofreni ilk teşhisi. Sanırız kendisi küçükken şiddete maruz kalmış. İki çocuğunun annesi Nesrin’e maalesef şiddet uyguluyor. Karısı hem bunun psikolojik yüküyle, hem de yüzündeki morlukların iş hayatında yaşattığı utançla mücadele ediyor. Sanki utanması gereken o imiş gibi… Şiddet gören kadınlar değil utanması gereken, bunu yapandır! Ne kıskançlık, ne de ‘haklı’ bir sebep olabilir. Sahiplenmek bu demek değildir, işte bu dizi umarız bunu kitlelere anlatır. Ekonomik özgürlüğünü eline almış bir kadın bile, aşkla evlenmiş bir kadın bile yaşayabilir bunu. Maalesef buna göz yummak da bir başka psikolojik sorun. Zaten dizinin daha ilk sahnesinde de anlattılar bunu bize. Ah o çok seviyor diye bunu yapıyor sananlar… Umarız sizi de uykunuzdan uyandırır. Kısacası dizi harika bir başlangıç yaptı. Oyunculukları izlemek de, gerçek hayattan hikayelere tanık olmak da harikaydı. Umarız yolu açık olur. Hem de İstanbul Sözleşmesi’nin gerekliğinin tartışılmasının bizi üzdüğü bu günlerde ilaç gibi gelecek. Ha bu arada kadro çok sağlam, henüz tüm kurşunlarını atmadı dizi. İzlemediyseniz mutlaka bir göz atın deriz. Bol şans!

Bunu da sevebilirsiniz.